Ana içeriğe atla

Özgüvensiz Milliyetçilik!

 

Özgüvensiz Milliyetçilik

    Günümüzde, bilhassa yaşça büyüklerimizde başlamış ve gençlerimize sirayet etmiş bir sorunla karşı karşıyayız. Maalesef Türk milliyetçilerinin bahsedeceğim sorunu aşabilmeleri konusunda mübalağa olarak, kırk fırın ekmek yemeleri, tabirini kullanmak isterim. 

    Sürekli olarak bir sorun üretmeyi hatalı bulsam da bu konu üzerinde durulmadığı takdirde ilerleme ve yeni sorunlara yeni cevaplar üretebilme noktasında tıkanacağımızı, bunun da Türk milliyetçiliğini çağın gerisinde kalmış bir ideoloji yapacağını düşündüğüm için özellikle sorun olarak belirtme ihtiyacındayım. 

    Peki başlıkta da yer verdiğim "Özgüvensiz Milliyetçiler!" kimlerdir ve nasıl bir vizyona sahiplerdir? 

Bu insanları; bilhassa günümüz Türk toplumunda yer eden sorunları görmezden gelerek devamlı olarak ulusal güvenlik konularına eğilen, ancak bulunduğumuz çağın öncelikli güvenlik sorunları olan Çevre Problemleri, Mülteci Sorunları, Ataerkil Şiddeti, İklim Krizi, Tarım ve Ekonomi sorunları ile ilgili hiçbir fikri ve yorumu olmayan, günden güne Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i paylaşmayı Milliyetçiliğe yapılacak en büyük hizmetmiş gibi gören kimseler olarak yorumluyorum. 

    Tabi burada özgüvensizliklerinin paravanı sadece Alparslan Türkeş değil. Paravan olmaya kurban giden diğer siyasilerimiz, edebiyatçı ya da düşünürlerimiz Mustafa Kemal Atatürk, Nihal Atsız, Ziya Gökalp, Enver Paşa, Yusuf Akçura ve hatta kimi gruplar tarafından Necip Fazıl olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Yeni bir cümle kurmak yerine fikir ya da siyasi önderlerin popüler yahut akademik söylemlerini paylaşmak, bunları sürekli dillendirmek bu arkadaşlar için makbul milliyetçiliktir. 

Türkçülük akımının tarihi evrimi - İndigo Dergisi

Ancak kendilerine yukarıda bahsettiğim ve her gün yüz yüze kaldığımız sorunlar hakkında nasıl çözümler üretebiliriz şeklinde bir soru yönelttiğiniz zaman sizi böyle sorular sormaktan dolayı sizi milliyetçilikten aforoz ederler. Çünkü bu kişiler; yeni söz söylemeye korkan özgüvensiz milliyetçilerdir. Eğer bir gün çıkıp bu konular hakkında konuşacaksanız aman dikkat edin! 

Kendi fikirlerine güvenleri olmadığı gibi milliyetçiliklerine de güvenleri olmayacak ki yanlarında en ufak eleştiri yapılınca ya da daha önce konuşulmayan bir konu konuşulduğunda kafaları karışır ve saldırıya geçerler. Bununla da kalmaz anlamadıkları her şeyi reddeder ve izm düşmanlığı yaparlar. Dünyada kabul görmüş, akademik anlamda terimleşmiş birçok kelimeden bi haber oldukları için makbul milliyetçilik sığınağına saklanır ve tüm izmleri dış düşman ilan ederler. Oysa her gün bir sözünü paylaştıkları sıkışınca sarıldıkları büyüklerimizin neredeyse hepsi bu izimlerden etkilenmiştir. Hatta bu etkilenmelerini kendileri de defaatle yazmışlar dünya siyaseti bağlamında kendi bakış açılarını oluşturmuşlardır.

Ancak bugün feminizm kelimesini kullanmaktan ar eden bunu bir ayıpmış gibi algılayan ya da hakkında hiçbir şey bilmediği için yekten reddedenlere kötü bir haberim var! Ziya Gökalp daha sizin ağzınıza alınca besmele çekme ihtiyacı hissettiğiniz feminizm kelimesini temel kitabımız olarak gördüğümüz Türkçülüğün Esasları ’nda kullanır. Bununla da kalmaz Türkleri en eski feminist toplum olarak görür ve bunu nedenleri ile açıklar. Kırılan kalbinizin sesini duyar gibi oldum ancak sadece gerçeklere baktığınızda vaziyet tüm çıplaklığı ile budur.

Bunların da yanında özgüvensiz milliyetçiler; günümüz Türk toplumu öyle muhteşem bir toplummuş da dünyada konuşulan güvenlik sorunlarını konuşmaya hiç mi hiç ihtiyacı yokmuş gibi o konuları cıs kategorisine koyup ellerinin tersi ile itiverirler. Öyle ya bugün cennet vatanımızım suları, ormanları gün gün yok olmuyor ya da mülteci sorunları yüzünden ekonomik darboğaz, sosyal bozuklular yaşanmıyor! 

    Olaylara yeni bir soluk getirmemiş, çağımızı okuyup ona göre muhakeme edip milliyetçiliğinin yanında günümüz Türk toplumumun sorunlarına cevap üretememiş bu insanlar bir iki kişiden ibaret değiller. Ancak biliyorum ki realist ve özgüveni yüksek milliyetçiler çoktan pembe gözlüklerini bir kenara bırakıp yeni güvenlik sorunlarımız ile ilgili ayrı ayrı STK’lar kurup çalışmalar yapmaya çoktan başladılar. Kültürümüze yerleşmiş eski yersiz alışkanlar ile yüzleşmenin ve toplumu ileriye taşımak için canla başla çalışmanın kıymetini bir gün bu özgüvensiz milliyetçilerin de tatması dileği ile…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vardır Bir Planı (!)

Bir siyaset bilimci olan Max Weber siyasetçileri iki farklı kategoriye ayırmıştı. Bunlardan biri siyaset için yaşayanlar bir diğeri ise siyasetten geçinip yaşayanlar. Bugün bir kez daha iki siyasi figür arasındaki farkı gördük. Siyasetten geçinen yani siyasi kariyerlerini asıl amaç haline getiren pek çok siyasetçi var. 14 Mayıs 2023 seçimlerden sonra ATA İttifakı adayı olarak %5.2 oy alan Sinan Oğan da bunlardan biri olarak Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiş bulunmaktadır. 2022 yılı Eylül ayında yakın çevremin bildiği üzere TÜRKSAM’da önce bursiyer sonra da danışman olarak çalışmaya başladım. Tabii yüksek profesyonellikle(!) yönetilen TÜRKSAM’ın müthiş profesyonel ortamından ötürü sıfatım her gün değişti. Bir gün Türksam sorumlusu, bir gün metin yazarı, bir gün uzman, bir gün araştırmacı, bir gün insan kaynakları uzmanı, bir gün koordinatör olarak hatta çoğu zaman hepsini aynı anda yaparak ben de bu süreçte orada pek çok farklı konumda çalıştım. İlk zamanlar; yani bursi

Güncel Tartışmalar Işığında Radikal Feminizm ve Yeni bir Yaklaşım

  Feminist tarihin sistemli bir düşünce akımı haline gelmesi 18. yy hatta 19. yy’a dayanmaktadır. Bu süreçte feminizm pek çok taşlı yoldan geçmiş, çatallanarak dallara ayrılmıştır. Feminist dalgalar farklı yaklaşımlar geliştirerek kadının ötekileştirilmesi ve tarih boyu baskılanmasının nedenlerini araştırma ve çözüm üretme çabasındadır. Nedenler farklı tanımlandıkça çözüm önerileri de çeşitlilik gösterir. Bu bağlamda düşünüldüğünde feminist dalgaları yahut ayrışımların bir tanesini seçip ona sarılmak diğerlerini ise alaşağı etmeye çalışmak kadın özgürlüğü için mantıklı bir yaklaşım olmayabilir. Elbette bazı feminizmlerin hem eleştirilen hem de desteklenen yönlerinin olması doğaldır. Bunlardan biri de son zamanlarda gündemden düşmeyen Radikal Feminizmdir. Radikal Feminizm, 1960’lı yılların kendine has havasından da etkilenerek sistemli bir hale gelmiştir. Kate Millet, Shulamith Firestone, Germaine Greer, Chris Weeden ve Eva Weeden Radikal Feminizmin önde gelenler isimlerindendir.